GOOGLE'IN CEO'SU ERICH SCHMIDT GENÇLERE SESLENDİ


Bugünkü VATAN gazetesinde gördüğüm bu haberi buraya taşımak ihtiyacı hissettim.
Zaten başlığı okumak bile yeterli aslında mesajı almak için..
Ama biz yine de haberi okuyalım..
.............................................................................

Dünyanın en büyük arama motoru Google'ın CEO'su Erich Schmidt , teknolojinin gelişimi ve internet nedeniyle insan ilşkillerinin her geçen gün sekteye uğradığını belirterek
" Bilgisayarınızı kapatın...İnsan olun" çağrısı yaptı.

Pennsylvania Üniversitesi mezuniyet töreninde konuşan Schmidt , altıbin yeni mezuna hitaben yaptığı konuşmada " Dijital yaşamı bir kenara bırakın ve biraz analog yaşayın .
Sanal dünyadan uzaklaşıp gerçek insan ilişkilerine yönelin.
Bilgisayarınızı ve cep telefonunuzu kapatın.
Çevrenizdeki diğer insanların varlığını keşfedin.
İnsan olun.
Bir torununuz olduğu zaman ilk adımlarını attığında onun elini tutmanın zevkini başka hiç bir şey vermez" dedi.

Devamını Okumak İçin Tıklayın..!

DÜNYA SALAKLIK TARİHİNE GEÇENLER

Uzun zamandır ortalıkta çok dolaşan bir başlık bu..
Gerçekten garip ve "Yok canım..Bu kadar da olmaz" dedirten cinsten salaklıklar..















Marko ve Roberto de Solisa adlı iki kardeş, birbirleriyle pek iyi geçinemiyorlardı. Roberto'nun sık sık kendisiyle dalga geçmesine dayanamayan Marko, kardeşini, kafasına sıktığı tek kurşunla öldürdü. Bu basit bir cinayet gibi görünebilir. Ancak gerçek öyle değil. Çünkü Marko ile Roberto aynı dolaşım sistemini paylaşan yapışık ikizlerdi. Roberto'nun ölümünden 5 dakika sonra, kan dolaşımı duran Marko da öldü.

Amerikalı bir genç, bunalıma girerek 10. kattan aşağıya atladı. Aynı binanın 9. katında, gencin, birbirleriyle sürekli kavga eden anne ve babası oturuyordu. 8.katta ise intihar eden gencin hayatını kurtarabilecek çelik bir ağ vardı.

Gencin intihara kalkıştığı sırada, 9. katta anne ve babası yine kavga ediyordu. Eşine iyice sinirlenen baba, elindeki av tüfeğinin tetiğine bastı. Anne kendini yere atarak hayatını kurtardı, ancak tüfekten çıkan saçmalar, o sırada 9. katın hizasında bulunan gencin başına isabet etti.


• Bayan Carson Amerika'nın New York kentinde yaşıyordu.. Birgün eğlenmek için cenaze işleri yapan bir şirketle anlaştı. Sirket eve telefon etti ve Bayan Carson'un kalp krizi geçirip öldüğünü söyledi . Aile hemen koştu. Bu sırada tabutun içinde yatan Bayan Carson birden doğruluverdi. Kızı o anda kalp krizi geçirip öldü...

Romollo Ribaldo işsizdi. Pisa kentinde oturan 42 yaşındaki bu Italyan bir gün, tabanca ile intihar etmeye hazırlandı. Eşi onu engellemek için dil döktü.. Sonunda Romolo ağlamaya basladi ve intihardan vazgeçip silahını yere fırlattı. Ateş alan tabancadan çıkan mermi eşine isabet etti ve eşi öldü...

Kansas Wichita'daki polis,havaalanı otelinde 22 yaşında bir adamı sahte 16 dolarlık iki banknotu kullanmaya çalışırken yakaladı.

Güney Afrika Johannesbur'da iki adam birbirlerinin kafası üzerine koydukları bira kutularına ateş ederlerken birisi arkadaşının yüzüne ateş etti.Adam ağır yaralandı.

Bir şirket,çalışanlarının iş başında güvenli gözlük kullanmalarını teşvik etmek için özel bir film izletti.Kanlı iş kazalarını gösteren film o kadar canlıydı ki 25 kişi odadan kaçtı.13 işçi bayıldı.ve işçilerden biri sandalyeden düşerek kafasını yardı.

Washington'da bir suçlu hapishaneden kaçtı.Birkaç gün sonra kız arkadaşıyla yemeğe gitti.Ama uzun süre geri dönmeyince kız arkadaşı merak ederek polise haber verdi.Polisler adını duyunca kim olduğunu anladılar ve yakaladılar.

• *Michigan lonia'da sarhoş bir hırsız,iki hizmetçi kızdan nakit para istedi,kızlar parayı vermeyi reddedince adam polis çağıracağını söylerek onları korkutmaya çalıştı.Kızlar aldırmayınca adam gerçekten polis çağırdı ve tutuklandı.

Arizonalı bir adam kelepçelerle oynarken kendini kelepçeledi ve anahtarı bulamadı...Kendisini kurtarmak için çilingir çağırmak yerine polisi arayınca başı belaya girdi...Onu kelepçeden kurtaran polisler, ödenmemiş bir kefalet borcu bulunduğunu belirleyince onu yeniden kelepçelediler...

Chevrolet, yeni model arabası için "Nova" ismini buldu ama sonra arabayı Latin Amerika'da satamayacakları anlaşıldı... Çünkü "Nova", İspanyolca'da "gitmez" anlamına geliyordu.


Meksika'daki bir sağlıklı yaşam merkezinin sahibi, vasiyetine mezarlığın sigara içilmeyen bölümünde gömülmek istediğini ısrarla ekletmeye çalıştı

1985'de New Orleanslı cankurtaranlar o yıl şehrin havuzlarında kimsenin boğulmamasını kutlamak için bir parti verdiler. Partide konuklardan biri boğuldu.


• 1983'de mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir kadın polislere eğer onu bırakmazlarsa morarana kadar nefesini tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten ölünceye kadar nefesini tuttu.


Devamını Okumak İçin Tıklayın..!

Aysed' den bir mim geldi bugün..

Kolay görünen sorular , ama zor cevaplar..

İlk başta

"-Aaa ne var bunda ... hemen yazarım "

dedim ama , kazın ayağı hiç te öyle değilmiş ...

Her soru için bir kitap yazılır aslında..


Soru 1

1-Yıl sonunda zengin olmak koşuluyla , bir yıl boyunca her gece kabus görmek istermiydiniz?


Al başına belayı, düşün düşün çık çıkabilirsen işin içinden ....

Bir yıl dişini sıkıp türlü türlü kabuslara dayanıp , yıl sonunda zengin olmayı istermiyim acaba ?


Şimdi bu soruya kafadan verilecek cevap

-Nayır nolamaz .. " olmalı değil mi ?

Hayat kısa , hiç bir şey için kendini paralamaya değmez..

Diye düşünüyorum...

Son derece zeki ama hayta oğlum Burak geliyor aklıma...

Kerata , şöyle derslerine biraz asılsa , iyi bir üniversiteye gitse , kendi geleceğini garantiye alsa...

Ama kendini derslerle üzmek gibi bir kaygısı yok hergelenin...

Sabah 7 de kalkılır , sekize on kalıncaya kadar saçlar şekillenir , taranılır kuşanılır , kahvaltıya zaman kalmaz , çanta elde fırlar kapıdan dışarı...

Annesi arkadan bağırır

"-Yine mi kahvaltı yapmadan gidiyorsun , bir kere de kahvaltını yap ta git be oğlum..."

.............................................................................................

-Bu kerata okumayacak , nasıl yapmalı da iş güç sahibi etmeli şunu ?..

..............................................................................................

Kızım Eğitim Fakültesi yabancı dil öğretmenliğinde ....

Orta ve ortanın altında gelir sahibi insanlar ve onların çocukları için zor bir dönemdir dışardaki okul hayatı.Aile çocuğunu maddi yönden yoksun bırakmamak için kendinden fedakarlık eder , öğrenci de bunu bildiğinden son derece tasarrufludur ve kıstlar kendini..

Zor bir süreçtir sözün kısası...

Hay Allah , ne yapmalı , bir yıl sonra bol paraya kavuşmak için , her gece kabuslarla uyanmaya razı mı olmalı... ?

??????

...............................................................................................................

Soru 2

Kör olmak ve sağır olmak arasında nasıl bir seçim yapardınız?


Kör olmak ... ya da , sağır olmak...

Bunların ne demek olduğunu tam olarak anlamak için bu durumlarda olmak gerek aslında.

Kör olursam , neleri göremeyeceğim ?

Sevdiklerimin yüzünü..... Yüzlerindeki ifadeleri... Gözlerindeki ışıltıyı . Derede vrrakk vırrak bağıran kurbağanın ne biçim bir şey olduğunu... Gülün rengini....Gökkuşağının yedi rengini...


Ama körlerin hissetme , işitme yeteneklerinin de çok gelişmiş olduğu bilinir.

Yüzünüzdeki sevinci , gözlerinizdeki ışıltıyı , içinizdeki coşkuyu , sesinizin titreşiminden , kalbinizdeki sevgiyi hissetmiyor mu körler..


Sağır olsam , neleri duyamam acaba... ?

Etrafımda neşeyle danseden , melodi gibi adımı tekrarlayan bir tanemin sesini..

"-Babacığım ,seni çok özledim.. bu hafta geliyorum "diyen kızımı ..

Bülbülün ötüşünü... Paranın sesini...

"Gözler kalbin aynasıdır " der bir şarkıda şair. Binlerce kelimenin anlatamayacağını , gözlerimiz bir çırpıda anlatıvermez mi ? Diliniz düşündüklerinizi gizleyebilir ama , ya gözleriniz ?

Bir bakışın anlattığını , bir kitap yazsanız anlatabilir misiniz ?

Kör olmak , sanki daha katlanılmaz bir durum gibi geliyor bana ..

............................................................................................

Soru 3

Öleceğiniz anı bilmek istermiydiniz?

Yıllar önce sorulsa idi , herhalde kesinlikle bilmek istemezdim diye cevap verirdim..


, hani o hikayelerdekine göre , Öleceği zamanı bilmek , sınırsızca , alabildiğine hayatı yaşamaya yöneltir derler ..

"Altı aylık ömrün kaldı . " diyen doktorun , altı ay sonra , "Hayır yanılmışım.. O senin tahlilin değilmiş." dediği hikayeler var ya... Çok gülmüşümdür onlara..

Ama , insanın öleceği anı bilmek isteyeceği durumlar yok mudur ?

Vardır..

Ama işin o yönüne girmeyelim isterseniz..

..........................................................

SORU 4

Bu gecenin son geceniz olduğunu öğrenseniz , birine söyleyemediklerinizden dolayı üzülürmüydünüz?


Cevap kısa ve klasik olacak.

Dostlarıma , sevdiklerime , sevdiğime söyleyemediklerimle birlikte gitmek istemezdim..

Onun için , bu blogun en çok işlediği konulardan biridir , "sevdiklerinize sevdiğinizi şimdi söyleyin ertelemeyin...."

Keşke demememek için yapmanız gerekeni zamanında yapın ,sonraya bırakmayın..

Çocuğunuzu sevin , onunla oynayın.. Ananıza gidin sarılın , öpün onu..

Zamanım yok , işim çok diyorsanız , sonra giderim , sonra yaparım diyorsanız , yarın bunları yapma şansınız olur mu olmaz mı , bunu kimseler bilemez , değil mi ?

.............................................

SORU 5

Eviniz yanıyor aileniz ve siz kurtuldunuz, son bir kez daha eve girme şansınız olsa neyi kurtarırdınız?

Ailem için ne değerli ise onu kurtarmayı düşünürdüm herhalde... Kızımın mezuniyet resmi , Burak'ın son yıllarda yenilerini özlediğimiz takdirnamesi...

yani, evde önemli parasal bir meta varsa onu da ailenin sıkıntıya düşmemesi adına, kurtarmamak yanlış olurdu doğrusu. Ama o yönden oldukça rahat sayılırım.. Kurtarmaya değecek bir meblağ yok zaten .. o zaman , resimler kurtulsa yeter.


Yazının biraz karamsar olduğunun farkındayım , ama , son bir kaç aydır , doğrusu biraz iyimserlikten uzaklaştım..

İş ortamının , diğer yandan da finansal ya da bazı yaklaşımlara göre reel krizin getirdikleri son zamanlarda bir bedbinlik yarattı bende...

Yazma sürekliliğim de azaldı son zamanlarda...

Ama , her şeye her koşulda olumlu yönden bakmak ta bizim elimizde..

Ne demiştik.... Mutlu olmak için pek fazla bir şeye ihtiyacımız yok ..

Sevgi vermek , sevgi almak , paylaşmak güzellikleri..

Bu yeter mutluluk için...

...............................................................


Bu beş soruluk mim 'i , ilgi alanlarına hitap edeceğini düşündüğüm blog dostlarıma yönlendiriyorum..

İlgilerini çekerse mimi devam ettirirler sanırım..














Devamını Okumak İçin Tıklayın..!

Şunu bil ki karakterin senin kaderindir.


Mutlu olmak için nelere sahip olmalıyız dersiniz ?

Ya da şöyle soralım :

Nelere sahip olamamak bizi mutsuz etmektedir ya da mutlu olmamızın önüne geçmektedir sizce ?



Eğer doyumsuzluk ise cevap ...

Dağda koyunu otlatırken kavalını çalan çoban , tütün kırımında sevdiği oğlanla kaçamak bir kuytu köşecikte 5 dakika fısıltılarla konuşan genç kız , bir hafta biriktirdiği yumurtaları pazarda satıp evine tuz şeker alıp giden köylü teyze ....
Yüzlerindeki o aydınlık , o şen , o mutlu , o huzur dolu tebessümü , hangi doyuma borçludurlar?



Alabildiğine uzanan devasa megakentte yaşamak yerine , zaman zaman yaylada keçilerini otlatan o çobanın dinginliğini yaşamayı , akşam köy kahvesinde yaşlılarla oturup , o sakin , o gürültüden azade ortamda tatlı tatlı tartışmalar , sohbetler yapmayı niye istemişimdir ?

Niye öykünmüşümdür o yokluk dolu ama huzur dolu dünyada yaşamaya ....
Bunun cevabı , kent hayatının kent insanının bitmek tükenmek bilmeyen tüketim tutkusu , değişen yaşam tarzları ve değişen beklentileri değil mi ?

Mutlu olmak için , kendi iç dünyasıyla barışık olmak , mutluluğu başka şeylerde , başka kişilerde aramak değil , kendi içselliğinde hissetmek gerekir.
Zaten bunu içinde yaşamayan kişiyi kimse de mutlu edemez..

Mutluluk dalga dalga büyüyen bir şey değil midir aslında...

İşte bu dalgalar ulaştığı yerden daha da büyümüş olarak geri dönerler.Paylaşıldıkça büyürler.


Daha çok şeye sahip olmak değil , daha çok paylaşmak hayatı ve herşeyi..

Mutluluk buradadır.


Aşağıda da , ayni şeyler paylaşılmıyor mu , ne dersiniz ?
Remzi BİRCAN

 
***************************************


*İnsanlara beklediklerinden fazlasını ver ve bu işi yaparken kibar ol.

* En sevdiğin şiiri ezberle.

* Her duyduğuna inanma, elindekinin hepsini harcama ve istediğin kadar uyuma.

* "Seni seviyorum" derken inanarak söyle.
* Evlenmeden önce en az altı ay nişanlı kal.

* Asla başkalarının hayalleriyle dalga geçme.

* Derinden ve inançla sev. Kırılabilirsin belki ama başka türlü de hayatını tam yaşayamazsın.

* Anlaşmazlıklarla dürüstçe savaş. İsim verme.

* *İnsanlar hakkında konuşulanlara inanıp onlar hakkında karar verme.

* Yavaş konuş ama hızlı düşün.

* Şunu daima hatırla ki, büyük aşk veya büyük yatırım daima
büyük risk taşır.

* Anneni ara.

* Biri hapşırırsa "çok yaşa" de.

* Eğer kaybedersen, aklını da kaybetme.

* Üç "S"yi unutma: Saygı kendine Saygı başkalarına Sorumluluk tüm hareketlerin için.

* Küçük bir tartışmanın tüm dostluğu mahvetmesine izin verme.

* Eğer hata yaptığını fark edersen hemen onu düzeltmeye bak,
bile bile devam etme.

* Telefonda konuşurken gülümse. Karşındaki sesinden
gülümseyişini duyacaktır.

* Konuşmayı sevdiğin bir erkekle / kadınla evlen. Yaşın ilerledikçe sohbet her şeyden fazla önem kazanacaktır.

* Biraz yalnız kalmaya özen göster.

* Daha fazla kitap oku, daha az TV seyret.

* Güzel, şerefli bir hayat yaşa. Yaşlanıp geri baktığında
ikinci bir defa tadını çıkarırsın.

* Allah'a güven ama arabanı kilitle.

* Yuvanda sıcak bir ortam oluşturmak için elinden geleni yap.

* Sevdiklerinle tartışırken, o anı önemse, geçmişi kurcalama.

* Bilgilerini paylaş. Bu aynı zamanda ölümsüz olmanın
bir başka yoludur.

* Dua et. Büyük güç verir. Düşün. Daha da büyük güç verir.

* İşini iyi yap.

* Yılda bir defa, daha önce gitmediğin bir yere git.

* Eğer çok paran olursa, başkalarına yardım et.
Paranın en zevkli tarafını kaçırma.

* Bazen istediğin bir şeyin olmaması senin için bir şanstır.

* En iyi ilişki, birbirinize olan sevginiz, birbirinize ihtiyacınızdan fazla olduğu zaman olacaktır.

* Başarının gerçek olup olmadığını anlamak için
karşılığında neler verdiğine bak.

* Şunu bil ki karakterin senin kaderindir.

Devamını Okumak İçin Tıklayın..!
Web Analytics