Aysed' den bir mim geldi bugün..

Kolay görünen sorular , ama zor cevaplar..

İlk başta

"-Aaa ne var bunda ... hemen yazarım "

dedim ama , kazın ayağı hiç te öyle değilmiş ...

Her soru için bir kitap yazılır aslında..


Soru 1

1-Yıl sonunda zengin olmak koşuluyla , bir yıl boyunca her gece kabus görmek istermiydiniz?


Al başına belayı, düşün düşün çık çıkabilirsen işin içinden ....

Bir yıl dişini sıkıp türlü türlü kabuslara dayanıp , yıl sonunda zengin olmayı istermiyim acaba ?


Şimdi bu soruya kafadan verilecek cevap

-Nayır nolamaz .. " olmalı değil mi ?

Hayat kısa , hiç bir şey için kendini paralamaya değmez..

Diye düşünüyorum...

Son derece zeki ama hayta oğlum Burak geliyor aklıma...

Kerata , şöyle derslerine biraz asılsa , iyi bir üniversiteye gitse , kendi geleceğini garantiye alsa...

Ama kendini derslerle üzmek gibi bir kaygısı yok hergelenin...

Sabah 7 de kalkılır , sekize on kalıncaya kadar saçlar şekillenir , taranılır kuşanılır , kahvaltıya zaman kalmaz , çanta elde fırlar kapıdan dışarı...

Annesi arkadan bağırır

"-Yine mi kahvaltı yapmadan gidiyorsun , bir kere de kahvaltını yap ta git be oğlum..."

.............................................................................................

-Bu kerata okumayacak , nasıl yapmalı da iş güç sahibi etmeli şunu ?..

..............................................................................................

Kızım Eğitim Fakültesi yabancı dil öğretmenliğinde ....

Orta ve ortanın altında gelir sahibi insanlar ve onların çocukları için zor bir dönemdir dışardaki okul hayatı.Aile çocuğunu maddi yönden yoksun bırakmamak için kendinden fedakarlık eder , öğrenci de bunu bildiğinden son derece tasarrufludur ve kıstlar kendini..

Zor bir süreçtir sözün kısası...

Hay Allah , ne yapmalı , bir yıl sonra bol paraya kavuşmak için , her gece kabuslarla uyanmaya razı mı olmalı... ?

??????

...............................................................................................................

Soru 2

Kör olmak ve sağır olmak arasında nasıl bir seçim yapardınız?


Kör olmak ... ya da , sağır olmak...

Bunların ne demek olduğunu tam olarak anlamak için bu durumlarda olmak gerek aslında.

Kör olursam , neleri göremeyeceğim ?

Sevdiklerimin yüzünü..... Yüzlerindeki ifadeleri... Gözlerindeki ışıltıyı . Derede vrrakk vırrak bağıran kurbağanın ne biçim bir şey olduğunu... Gülün rengini....Gökkuşağının yedi rengini...


Ama körlerin hissetme , işitme yeteneklerinin de çok gelişmiş olduğu bilinir.

Yüzünüzdeki sevinci , gözlerinizdeki ışıltıyı , içinizdeki coşkuyu , sesinizin titreşiminden , kalbinizdeki sevgiyi hissetmiyor mu körler..


Sağır olsam , neleri duyamam acaba... ?

Etrafımda neşeyle danseden , melodi gibi adımı tekrarlayan bir tanemin sesini..

"-Babacığım ,seni çok özledim.. bu hafta geliyorum "diyen kızımı ..

Bülbülün ötüşünü... Paranın sesini...

"Gözler kalbin aynasıdır " der bir şarkıda şair. Binlerce kelimenin anlatamayacağını , gözlerimiz bir çırpıda anlatıvermez mi ? Diliniz düşündüklerinizi gizleyebilir ama , ya gözleriniz ?

Bir bakışın anlattığını , bir kitap yazsanız anlatabilir misiniz ?

Kör olmak , sanki daha katlanılmaz bir durum gibi geliyor bana ..

............................................................................................

Soru 3

Öleceğiniz anı bilmek istermiydiniz?

Yıllar önce sorulsa idi , herhalde kesinlikle bilmek istemezdim diye cevap verirdim..


, hani o hikayelerdekine göre , Öleceği zamanı bilmek , sınırsızca , alabildiğine hayatı yaşamaya yöneltir derler ..

"Altı aylık ömrün kaldı . " diyen doktorun , altı ay sonra , "Hayır yanılmışım.. O senin tahlilin değilmiş." dediği hikayeler var ya... Çok gülmüşümdür onlara..

Ama , insanın öleceği anı bilmek isteyeceği durumlar yok mudur ?

Vardır..

Ama işin o yönüne girmeyelim isterseniz..

..........................................................

SORU 4

Bu gecenin son geceniz olduğunu öğrenseniz , birine söyleyemediklerinizden dolayı üzülürmüydünüz?


Cevap kısa ve klasik olacak.

Dostlarıma , sevdiklerime , sevdiğime söyleyemediklerimle birlikte gitmek istemezdim..

Onun için , bu blogun en çok işlediği konulardan biridir , "sevdiklerinize sevdiğinizi şimdi söyleyin ertelemeyin...."

Keşke demememek için yapmanız gerekeni zamanında yapın ,sonraya bırakmayın..

Çocuğunuzu sevin , onunla oynayın.. Ananıza gidin sarılın , öpün onu..

Zamanım yok , işim çok diyorsanız , sonra giderim , sonra yaparım diyorsanız , yarın bunları yapma şansınız olur mu olmaz mı , bunu kimseler bilemez , değil mi ?

.............................................

SORU 5

Eviniz yanıyor aileniz ve siz kurtuldunuz, son bir kez daha eve girme şansınız olsa neyi kurtarırdınız?

Ailem için ne değerli ise onu kurtarmayı düşünürdüm herhalde... Kızımın mezuniyet resmi , Burak'ın son yıllarda yenilerini özlediğimiz takdirnamesi...

yani, evde önemli parasal bir meta varsa onu da ailenin sıkıntıya düşmemesi adına, kurtarmamak yanlış olurdu doğrusu. Ama o yönden oldukça rahat sayılırım.. Kurtarmaya değecek bir meblağ yok zaten .. o zaman , resimler kurtulsa yeter.


Yazının biraz karamsar olduğunun farkındayım , ama , son bir kaç aydır , doğrusu biraz iyimserlikten uzaklaştım..

İş ortamının , diğer yandan da finansal ya da bazı yaklaşımlara göre reel krizin getirdikleri son zamanlarda bir bedbinlik yarattı bende...

Yazma sürekliliğim de azaldı son zamanlarda...

Ama , her şeye her koşulda olumlu yönden bakmak ta bizim elimizde..

Ne demiştik.... Mutlu olmak için pek fazla bir şeye ihtiyacımız yok ..

Sevgi vermek , sevgi almak , paylaşmak güzellikleri..

Bu yeter mutluluk için...

...............................................................


Bu beş soruluk mim 'i , ilgi alanlarına hitap edeceğini düşündüğüm blog dostlarıma yönlendiriyorum..

İlgilerini çekerse mimi devam ettirirler sanırım..













2 yorum:

muhaber dedi ki...

abi merhabalar. mimi ve ayrıntısını göremedim :(

Fasulye dedi ki...

gerçekten her birini düşündüm tek tek.. ilginç bir yaklaşım olmuş.. uzun süredir gelememiştim.. o nedenle yeniden merhaba diyorum
sevgiler
fasulye

Web Analytics