Bkz : Yıllarca boşuna tırsmak




Evlendin kızım Ayşe, farkında mısın? Alooo...

Yooo değilim.

Bence silkelen ve kendine gel.

O niye? Sen kimsin? O ne?
Ne olacak, evlilik işte.

Parmağında yüzükler kolunda bilezikler, oy oy Eminem.

Yıllarca yusuf yusuf kaçtın, tırsmalara, hadiseyi duyunca tutan mide bulantılarına doyamadın da ne oldu? Al işte, yıldırım gibi düştü sana evlilik.

Kocan var kocaaaan!

LOKUMMUŞ BE!


Karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik tutmazsa görürsün.

Git, üç çeşit yemek pişir. Akşama teyzengiller gelecek. O poponun az altındaki şortu da at artık. Çocuk mağazasından mı aldın zilli?

Biraz elini eteğini çek bakayım.
Sosyalleşme, bakla ayıkla.

Bana bak, kocadır bu koca. Evin direğidir, öyle her halta nane olma devri bitmiştir.
Deme canım. Ciddi misin?

İşte tüm bu şapşal fikirlerden boşu boşuna üç buçuk atmışım ben.

Yahu ne kıyak, ne gönül ferahlığı bir olaymış bu evlilik be.
32 yaşıma kadar kendimi çitleyeceğime, hatta çitileyeceğime evlenseymişim keşke.

Vallahi de billahi de yok öyle kurallar falan. Hepsi sana, size, nasıl bir ilişki istediğinize bağlıymış işte.
Lokummuş be!

Allah şu yersiz korkularımı davul etsin be!

Sorarsanız "Evlilik niye lokummuş, hele anlat bakalım Ayşekız" diye (Ba ba baaa kendine isim takmalar falan, üç gram aklım vardı, o da mı gitti?) anlatayım.

Bir kere şu ömür törpüsü "Benim aşk hayatım ne olacak?" sorunsalı sona eriyor. 'Aradı-aramadı', 'Yetişin kızlaaar, benimki geldi-gelmedi' saçmalıkları hayatından toz oluyor.

Sıkıysa aramasın, akşam eve gelmesin derrrmişimm. Neyyseee ve de niyeyse devam...

KESİN EVDE KALACAK...
Sonracığıma salak salak telefon başında tırnak yemeler, mavi boncukçu hıyarları beklemeler, gece gece elin bitlisinin yüzünden uyku kaçmaları, falcılarda turlamalar, "Ulan bu pis bana bir kelek yapacak ama ne?" endişesiyle duvara yakın yürümeler falan kalmıyor.
Üç kere olleyyy.

E hal böyleyken "Mutluluğu yakalayacağım anasını satayım, benim şu uyuz kadından ne eksiğim var?" çile bülbülüm çile hissiyatı da üzerinden gidiyor. Oooh!

Annenin, teyzelerin, evli kız arkadaşlarının sanki ölüm kalım meselesiymiş gibi "Bu kız kesin evde kalacak" endişesiyle seni süzmelerine de bye bye.

Evliyken gittiğin yerlerin bile tadı başka çıkıyor şekerim ('Şekerim' miii? Kendime bağlansam neler yazacağım da)...

Yani yediğini, içtiğini, gezdiğini, gördüğünü falan anlıyorsun.
Eskiden gerizekalı değildik elbet ama kız dünyası böyle işte...

Sen istesen de istemesen de kodluyorlar; koca buuul, koca buuul, doğuuur, kadın oool.
Eşini bulamayana huzur vermiyorlar.

SATTIN BİZİ AYŞE!

Sende de devamlı radarlarını açman gerekiyormuş hissi fır dönüyor.
Fonda bitmek bilmeyen bir eksiklik senfonisi eşliğinde tabii.
Ayyy neyse, ne diyordum ya da ne saçmalıyordum?

Hah!
Yahu hakikaten mismiş evlilik, mis.
Yaşa evlilik be! Şak şak şak şak ayakta alkışlarım ben seni be.
Bkz: Yazarınızın çığırından çıkması, abartmayı hiç sevmemesi...

Az sonra "Üç çocuk yapılacaaak, o kadar!" demeçler miyim acaba?
Biraz ayar, biraz kıvam be kuzum.

Ama ne yapayım, yıllarca evlilerden ve evlilik güzellemelerinden çok çekmişim. Şimdi rot-balans gitti tabii.
İşin gırgırı ve damarlarımdaki Pollyanna fazlasından beynimin sulanması bir yana, gönlüne göre sevgili bulana evlilik olayını şiddetle tavsiye ediyorum, şuracıktan.

Bu arada tüm kız arkadaşlarıma ant içmek durumundayım, yoksa ellerinde 'Sattın bizi Ayşe' pankartlarıyla Çin'e kadar koşacaklar. Şoka girdiler kuzularım.
Hazır ayaktayken onu da halledeyim de ortalık karışmasın.

**

Kız arkadaşlarıma ant!

Ey kız arkadaşlarım, canım kankalarım, yoldaşlarım, kanımı yerde bırakmayanlarım...
Evlendim diye size o tiksindiğimiz, gıcık ve çokbilmiş evli kadın havalarından atmayacağıma (zaten kafamı kırarsınız)...
Erkek arkadaşlarınızla yaşadıklarınızı "Şekerim bir kanepe gördüm böyle beyazdı, alsam mı?" saçmalıklarıyla bölmeyeceğime...
Bekar kız hayatınızı asla ve asla kınamayacağıma...

SİZİ SATMAYACAĞIM!
"Ay benceeaaa artık evlensenizeeeaa" işkencesini size çektirmeyeceğime (belki birazcık yapabilirim ama birazcık. Ya n'olur yaaa)...
Kendime yeni ve de evli çiftlerden arkadaş grupları kurup sizi satmayacağıma... "Akşama bezelye-pilav pişirdim.
Şimdi önce ben havuçları küp küp kesiyoruum, sonra..." kıvamında bugüne kadar Ayşe mönüsünde bulunmayan altın günü muhabbetlerine dalmayacağıma...

BAĞLANTIDA KALACAĞIM
Kız gecelerine, kız yemeklerine, kız toplantılarına son vermeyeceğime...
Pilates sertifikası almaya kalkmayacağıma...
Her ne olursa olsun 7/24 bağlantıda kalacağıma...
Sizin her zaman eski Ayşe'niz olacağıma ant içerim!!!!
Yalnız şu bekar kız dünyasını ve gecelere gecelere akmaları biraz kesseniz fena olmayacak hani.
Şaka şaka!


                                               resimler : SABAH/Yaşam 

Ayşe ÖZYILMAZEL

Hiç yorum yok:

Web Analytics