BABADAN MİRASTIR BABALIK

Babalarıyla aralarına mesafe koyarak çocukluktan çıkar oğullar. Babayla benzerlikleri koparıp atmaya dayalı bir süreçtir bu.
Zordur. Yorucudur.Hatta çoğu zaman gürültülü patırtılıdır.Bazen ciddi biçimde sancılıdır.Dışardan bakanlarca kimi zaman haylazlık veya otoriteye isyan gibi algılanır; kimi zaman içe kapanıklık olarak. Ama yoktur başka yolu...

“Babasının oğlu” olmaktan “adam” olmaya; ruhun kısa pantolonu çıkartıp atmasının başka yolu yoktur.İçin için severek, için için kızarak, çatışarak, saklanarak, kimi zaman kalp kırmanın eşiğinde, kimi zaman gizli bir teslimiyetle geçilir bu yoldan.Kimlik, kişilik, ilgiler, meraklar, iş...Bunların hepsi, hep ya alttan alta ya da açıktan açığa babayla didişerek-çekişerek seçilir.

Oğul başardığında bilincinin derinlerinde bir yerde şöyle fısıldar: “Bak baba, ille de senin dediğini yapmak gerekmiyormuş! Bak baba, görüyor musun ille de sana benzemek gerekmiyormuş!”

Yıllar geçer. Çoluk çocuğa karışılır. Belki “baba”dan kaçar gibi tedirgin ve gizli bir inatla baba olmaktan da kaçınılır.
Fakat her erkek için sonunda o an gelir, kapı çalınır.
Kapıda babanızın ruhu vardır.

Kafası hafif yana doğru eğiktir.

Bakar ve şaşıp kalırsınız.


Haşmet AĞAOĞLU

gazetevatan.com , 10.12.2006
Web Analytics