DUYGUSAL ZEKA NEDEN IQ DAN DAHA ÖNEMLİDİR ?




Uzun zamandan beri başucumda duran kitaplardan birinin adı...
Okuma alışkanlıklarım mı değişti nedir ?
Kitabı bir iki yıldır yanımdan ayıramıyorum ama , bir solukta okuyup bitirmiyorum da..
Bazen o anda ilgimi çeken bir bölümünü açıp okuyor , bir başka zaman ise , başka bir bölümünü zevk alarak okuyorum..

Eskiden böyle miydi..
Başladığım kitap bitmeden bırakmazdım elimden...


Kitap ünlü Yazar DANİEL GOLEMAN'a ait.
Okumayı sevenler zaten çoktan okumuş olmalılar.
Arka kapağında konu ile ilgili şunlar yazıyor:

IQ ile ölçülen zeka , insanların okul ve iş yaşamındaki başarısını belirleyen temel bir etken midir ? Öyleyse , neden yüksek IQ lu çocuklar , ortalama IQ ya sahip arkadaşlarına göre hayatta daha başarısız olabiliyor ?
Dr. Daniel GOLEMAN , psikoloji alanında çığır açan bu kitabında , " EQ " nun "IQ " dan daha önemli olduğunu kanıtlıyor. "Duygusal Zeka" yı özbilinç , azim , dürtülerini frenleme ,başkalarının duygularını paylaşabilme gibi özellikleri içeren bir zeka olarak tanımlıyor.
Araştırma bulgularına göre ,duygusal zeka yoksunluğu kişinin aile yaşamından meslek başarısına , toplumsal ilişkilerinden sağlık durumuna kadar bir çok alanda çok kötü sonuçlar doğurabiliyor.Ancak Dr GOLEMAN'a göre ,DUYGUSAL ZEKA , DOĞUŞTAN GELEN BİR ÖZELLİK DEĞİL.. İnsan beyninin yapısı dolayısıyla , çocuklukta alınan duygusal dersler , yaşam boyunca davranış tarzını belirliyor.
Başta Eğitimciler ve anababalar olmak , herkesin ufkunu açan bu kitabın çok önemli bir toplumsal bir mesajı da var:
-Demokrasinin toplumca ne ölçüde özümsendiği , bireylerin duygusal zeka düzeyi ile doğrudan bağlantılı....


Sanırım , ARKA KAPAĞIN SON CÜMLESİ , bazı toplumlar vatandaşlık hakları , toplumsal hoşgörü ,toplumsal bilinç ,toplumsal sorumluluk ve demokratik toplumsal yaşam alanında alabildiğine ileri giderken ; bireysel ya da toplumsal düzeyde toplumsal anlayışsızlığın ,toplumsal hoşgörüsüzlüğün egemen olduğu pek çok ülkede ilkel kurnazlıklar ve üçkağıtçılık , rüşvet ve yolsuzluğun kurumsallaşmış ve çok çok yerleşmiş olmasının , bir türlü demokratik toplum yapısına kavuşamamasının , insanca yaşama standardını yakalayamamasının özünde , emotional intelligence (duygusal zeka) yetersizliğinin de küçümsenemiyecek bir yeri olduğunu ortaya koyuyor.
Kitapta sayısız örnek olayla desteklenen konular , okumayı daha zevkli ve anlaşılır hale getiriyor.
Yazar ,The New York Times da davranış ve beyin bilimleri konularından sorumlu olup makaleleri dünya çapında yayınlanmıştır.

Diğer kitapları:
Vital Lies , Simple Truths : Yaşamsal Yalanlar , Basit Gerçekler
The Meditative Mind :Düşünen Zihin
The Creative Spirit : Yaratıcı Ruh

Giriş kısmından bir pasaj:

ARİSTO'nun Çağrısı
"Herkes kızabilir , bu kolaydır. Ancak , doğru insana , doğru ölçüde , doğru zamanda , doğru nedenlerle ve doğru şekilde kızmak, işte , bu zordur." ARISTO

New York'ta ağustos ayında , kavurucu bir akşam üstüydü, hani o , insana terlemenin verdiği sıkıntıdan surat astıran türden.. Otele dönerken Madison caddesinde n bir otobüse bindiğimde orta yaşlı zenci şoförün sıcak bir gülümseme eşliğinde nazikçe
"-Merhaba.. Nasılsınız ? demesiyle irkildim.
Bu selam , şehrin yoğun trafiğinde , yolunu bulmaya çalışırken otobüse binen herkese verdiği türdendi. Günün hastalıklı ruh haline girmiş olan bütün yolcular benim gibi irkildi ve pek azı bu selama karşılık verdi .
Ancak otobüs kilitlenmiş trfikte yoluna devam ettikçe, yavaş , hatta sihirli denilebilecek bir değişim meydana geldi. Şoför , bir monolog halinde bizlere , geçtiğimiz yerlerde neler olup bittiğinin bir dökümanını veriyordu :
"- O dükkanda müthiş bir ucuzluk , şu müzede harika bir sergi vardı. Bir alt sokaktaki sinemada yeni başlayan filmi duydunuz mu" gibi.
Şehrin zengin seçeneklerini anlatırken duyduğu zevk sanki bulaşıcıydı.
Otobüsten inerken , hemen herkes bindiği andaki sert kabuğunu kırmıştı.
Şoför ,
"-Hoşçakalın..iyi günler...! " diye bağırırken hepsi ona gülümsedi.
Bu olayın anısı yirmi yıldır bende yaşıyor. Madison Caddesi 'nde o otobüse bindiğimde , psikokloji doktoramı yeni tamamlamıştım. Ama o günün psikoloji öğretisinde , böylesi bir değişimin nasıl olabileceğine pek değinilmiyordu. Psikoloji biliminin duygu mekanizması hakkında bildikleri , hiçe yakındı.

Kendini iyi hissetmenin , otobüs yolcularından başlamak üzere , tüm şehre bir virüs gibi dalgalar halinde yayıldığını hayal ettiğimde , yolcuları üstlerine çökmüş somurtkanlıktan arındırabilen , kalplerini yumuşatan ,bir parça da olsa içlerini açan sanki sihirli bir güce sahip bu otobüs şoförünün kentin bir tür barış elçisi olduğunu düşündüm.

Bendeki nüshası 2005 yılına ait 29. basım olan Emotional Intelligence ( Why can it matter more than IQ ) adlı bu kitap , DUYGUSAL ZEKA NEDEN IQ DAN DAHA ÖNEMLİDİR adıyla olarak Varlık Yayınları tarafından ülkemizde ilk defa 1996 da yayınlamıştır.

3 yorum:

orpen dedi ki...

gerçekten kitabın arka kapağındaki notlar geri kalmışlığımızın tespitini yapmış.


Böyle bir tespitten sonra çaba sarfedenlerin bahsi geçen geri kalmış unsurlarla yaşama zorunluluğu haksızlık değil mi?

Burak Hocamın görüşünü merak ederim.

Burraakk dedi ki...

Geri kalmışlık sadece duygusal zeka yoksunluğu ile açıklanamaz kuşkusuz. Ancak bazı toplumların bir türlü istikrarlı ve stabil bir yapıya kavuşamamasında toplumsal ölçekte , işbirliği ruhunun ,empati yeteneğinin ,topluma karşı sorumluluk hissinin azlığı gib faktörlerin yetersizliğinin önemli bir etken olduğunu düşünürüm hep.
Çaba gösterenlerin , geri kalmış unsurlarla birarada yaşama zorunlnda kalması ile ilgili , sevgili Orpen ince bir gönderme yapmış kanımca:))
Bu toprakların çaba gösteren çocukları , bu toprakların insanlarının daha iyiye erişmesinde kendilerini sorumlu hissetmelidir.
Çünkü onlar toplumu bu ortak akıla taşıması gerekenlerdir.
Yoksa , tüttürdüğü piposuyla " bu memleket adam olmaz " ahkamı kesen toplumdışı aydın ,bu memlekette yaşanmaz deyip kendini ait hissettiği ülkelere, [ mesela ABD ye :)) ]göçeder..
Ama bu toplumun , eksikliklerini gören , yapabildiğince düzeltmek için katkıda bulunmaya çalışan ve toplumu ileriye götürecek aydınlara ihtiyacı vardır.içinden çıktığı toplumu aşağılayıp sırt çevirenlere değil.
Sanırım Orpen bunu söyletmek istiyordu :)
Ama obje ortada..gerçekler de...Duygusal zeka ve ortak akılın gelişmesi için yapılacak çok şey olmalı .

orpen dedi ki...

Burak hocam aydınların durumu facia.Hatta aydın olduklarını söylemekten bile imtina ediyorlar.Galiba aydın profilini iyi çizmek gerek.Aydın olmak da kimsenin tekelinde olmamalı.Avam da küçümsenmemeli.Fikrini söylemeli.
Hocam son cümlen çok önemli ama faaliyetler deniz yıldızı boyutunda kalıyor.

Web Analytics