(resim:birinciblog.com)

Çocuklarımız okullarda matematiğin, fiziğin, kimyanın her türlü girdisini çıktısını öğreniyor, coğrafyayı tarihi madde madde yutuyorlar. Ezberlediklerini şuradan dizmeye başlasak, dünyanın çevresinde en az 10 tur atar bu bilgiler.
Yine de, cehalet ülkemizde kol geziyor.
Gelin biraz hayal kuralım ve okullarda şöyle dersler olduğunu düşleyelim...

İnsanlık dersi: İnsanların hangi dili konuştuğu, ten renginin ne olduğu, hangi dinlere inandıkları (ya da inanmadıkları) hiç önemli değildir. Kimse kimsenin diline, inandıklarına, seçtiği hayat tarzına karışıp üstünlük taslayamaz. 

Zeka dersi: Yüksek zeka tapılacak bir özellik değildir. "En zeki varlık" diye yere göğe konulamayan insan, dünyanın mokunu çıkartmış, yarattığı çevre felaketleriyle, savaşlarla, kıyımlarla, adaletsizliklerle dünyayı yaşanamaz bir gezegen haline getirmiştir. 

Hayvan dersi: Hayvanlara eziyet etmenin hiçbir gerekçesi olamaz. Bu gezegende bizim ne kadar hakkımız varsa, hayvanların da o kadar hakkı var. Hatta bizden çok hakkı var. Çünkü hayvanlar savaşlarla ve çevre katliamları ile dünyanın canına okumuyorlar.

Kadın ve doğa dersi: Kadınlar anne ya da eş, abla, bacı oldukları durumlarda kutsal, diğer durumlarda mal değildir. Kadınlar ne kutsal ne de aşağılık bir konuma yerleştirilmemelidir. 
Kadınlar erkekler gibi insandır. Ve insanlar eşittir. Eşittir derken güçleri güçlerine, boyları boylarına denktir anlamında söylemiyoruz. Ama kalp, beyin olarak, yaşama hakkı, mutluluk hakkı vs. olarak eşittirler.

İlkyardım dersi: Bir insanın hayatı çok değerlidir. Bu yüzden her insan, bir diğerine "acil koşullarda" yardım edebilme becerisine sahip olmalıdır. Her çeşit "kaza"nın, inanılmaz oranlarda gerçekleştiği ülkemizde, her çocuk ilkokuldan itibaren temel ilkyardım yöntemlerini öğrenmelidir. 

Tuvalet dersi: Yirmi otuz yıl önce Türkiye'de hiçbir umumi tuvalet girilebilir durumda değildi. AB üyeliği yolunda getirilen yaptırımlarla bu büyük ayıptan kurtulduk. Ama hala çözülmemiş sorunlar var. İnsanımız sifon çekmeyi bilmiyor. El sabunlamayı bilmiyor. Çocukken öğretmekte fayda var.

Ağızdan çıkan lafı kulağın duyması dersi: Birbirleriyle konuşurken ırkçılığın, faşistliğin, hayvan ve kadın düşmanlığının en bariz örneklerini sergileyen insanımızın ağzından çıkanı kulağının duymasına ihtiyaç var. O yüzden okullarda böyle bir ders olmalı. Misal, "eşek oğlu eşek"in neden büyük bir küfür sayıldığı bu derste tartışılmalı. Çok çalışkan, zeki ve sevimli bir hayvan nasıl oluyor da dilimizde ağır bir küfre konu oluyor? 

Empati dersi: Uygulamalı olmalı ve çocuklar bu derste şehrin çocuk yurtlarını, yaşlılar evlerini vs. ziyaret ederek insanların hangi koşullarda, nasıl yaşadıklarını iyice idrak etmeliler.

Su ve hava dersi: Çocuklara temiz su ve temiz havanın bu dünyadaki en önemli şeyler olduğu anlatılmalı. Marka pantolonsuz, avm'siz, ipod'suz, cep telefonsuz yaşanabilir ama soluyacak temiz hava olmadan ve içilecek temiz su olmadan yaşanamaz. 

Ne dersiniz? Okullarda bu türden dersler okutulsa her şey çok farklı olmaz mıydı?

Neslihan ACU,   Yeni asır

1 yorum:

mustafa dedi ki...

eğitim kalitesi artırılmalı. ezbere dayalı eğitime son verilmeli

Web Analytics