Yeni Yılın Düşündürdükleri ........


Ah o beyaz yakalı siyah okul önlüklerimiz...........


"Geçmiş zaman olur ki hayali cihana değer ..." demişler...
Geçmişi özler , geleceğe öykünürüz..


Ama kimilerimizin çocukluğuna , kimilerimizin gençliğine rastlayan bazı anılar bazı çağrışımlar vardır ki , gözünüzün önüne gelince içinizde bir şeyler sızlar..


İçinizdeki çocuk hatırlanır..Gözlerimiz dolar belki ...
Geçmiş yaşanmış gitmiştir. Hayal meyal silik anılardır artık ,sanki bizim değil de başka birilerinin yaşadıkları.. ya da bölük pörçük bir sahne , eski bir film şeridinden arta kalan...


İşte bir e-mailin düşündürdükleri..


Misketler.......



Laf aramızda , hala , Red Kit in o serüvenlerini gizli gizli okurum...

Bizler yaşlansak ta , içimizdeki o yaşlanmayan çocuğu canlı tutmak yaşatmak gerek.. Onun çocuk dünyasının gıdalarını eksik etmemeli , değil mi ?..

Seksek : Daha çok kızların , ama biz oğlan çocuklarının da ara sıra oynadığı bir oyundu.

Önce siyah beyaz , sonraları renkli TV , hayatımıza yeni yeni giriyordu. İlk zamanlarda , bir televizyonu olmak , varlıklı ailelere has bir şeydi.

Televizyonu olanların evleri , akşam yemeğinden sonra , televizyonu olmayan eş dost komşu ve akrabalarca adeta dolup taşardı.

-Yine biz geldik " diye tatlı tatlı gülümseyen eş dost , özellikle sevilen dizilerin olduğu saatte evin baş köşesine kurulur , evin hanımı , işten yorgun argın gelen bey , ne diyeceğini ne yapacağını bilemezdi.

TV yayınları saat 23 civarlarında sona erer ,sabahleyin , saat ayarını da yaptığımız üst kısmında TRT yazan logonun kalkmasını beklerdik.




İzocam reklamları vardı radyo ve TV de . Çoğu anımsamaz , ama oradan günlük dile geçmiş " Yöneticimiz uyuyor mu sloganın bugün de yadırgamadan kullanırız.
Şöyledir:
Bir apartman görevlisi konutunda dinlenirken , üst kattaki apartman sakini kendisini çağırır ve
-"yak şu kaloriferleri kapıcı, donuyoruz!" der.

Görevli kaloriferleri yakar.
Bu sefer alt kattaki sakin kendisini çağırarak "
-söndür şu kaloriferleri kapıcı pişiyoruz...! Üstelik paralarımız da boşa gidiyor, yöneticimiz uyuyor muuuu?!!!!" diye seslenir.
Bunun üzerine görevli
-İzocaaaaaaaam" diye bağırarak yardım cağırır ve İzocam uçarak gelerek apartmanın çatısına serilir. Görevli son olarak
-"Üst kattakiler ısındı, alt kattakiler pişmiyor, benim de koşuşmaktan tabanlarım şişmiyor. Sağolasın İzocam!"
der ve reklam son bulur.
Bu reklamlardan sonra "yöneticimiz uyuyor mu?" tabiri halk arasında slogan haline gelmiş olmakla birlikte, bugün de kullanılmaktadır.




Uzay Yolu'nun ünlü Mister Spak'ı :









Lassie :Dizilerini dört gözle beklediğimiz roman kahramanı sevimli köpek..




Tom Sawyer'in ıssız adadaki mağarada sevgilisi ile kayboluşuna nasıl da üzülürdük.

Orada Tom'un yerinde olup ta hayalimizdeki sevgilimizi kurtarmak isteği nasıl bir duyguydu ?

Son olarak , Yeşilçam dan nostaljilerle bitirelim bu yeni yılın getirdiği flasdh back dalgasını isterseniz:

Yeşilçam Replikleri diye ün salan söyleyişleri okumuşsunuzdur mutlaka bir yerlerde..

-Senin annen bir melekti yavrum..

-Annecigim, ben bu amcayı cok sevdim. ona baba diyebilir miyim?

-Amcacığım , sizi çok sevdim ..Size baba diyebilir miyim..

-Bana annemi tekrar anlatır misin babacığım?

- Senin annen bir melekti yavrum.

-Neden ağlıyorsun anneciğim?

Hayır yavrum ağlamıyorum. gözüme toz kaçtı

-Benim de senin yaslarında bir oğlum vardı evladım.

-Seni sevmiyorum, seninle oyun oynadım, bunu anlamadın mı hala. .!

( aktor veya aktrist amansız bir hastalığa -genellikle ince hastalığa- tutuldugu zaman sevgilisine soylediği ilk cümle.)

-Annen sen doğarken öldü yavrum.

- N'olur gerçeği söyleyin doktor yaşayacak mıyım?

-O kızla evlenirsen, seni mirasımdan mahrum, evlatlıktan menederim.

-Hayır siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum.

Tanrım, bu resim... bu resim...

-Ben fakir bir gencim, sen ise zengin bir fabrikatorun kızısın. Biz ayrı dünyaların insanıyız.

... ..

-Cemiyette sizi mahçup etmem. İyi bir ev kadını, salon hanımı olurum

-Bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla.

-Pişman mısın ?

-Bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı.

-Güzel olduğunuz kadar küstahsınızda...

-Nayır , nolamaz...!

Hele şu :

- Seviyor musun?

- Hayır!

- Seviyor musun?

- Hayır!

- Seviyor musun??????

- Evettttttttttttttt

- Alçakkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk


-Aman Tanrım, göremiyorum... Göremiyorum.. Kör oldum.

-Görüyorum... Görüyorum..

-Evlenince pembe pancurlu bir evimiz olacak.

-Aman allahım, ne kadar mesudum.

-Hayır.. durun..! Kemal suçsuzdur.. aradığınız suçlu benim !

-Bu ses.. bu ses.. Olamaz, git.. Git buradan..

-Tarkan yaşıyorsun... ölmedin demek.

-Yaşıyorum evet.

-Üstlendigin vazife çok mühim kemal, bu görevi layikiyla yapacağından eminim

-Ben kör bir gencim, hayatımı keman çalarak kazanırım. Reca ederim duygularımla oynamayın.

-Sen arkadaşımın askisin.

-Sizi ebediyete kadar bekleyecegim.

-Bana yıllar önce çılgıncasına sevdiğim bir kadını hatırlattınız...

-Lütfen haddinizi biliniz.

-Metanetinizi muhafaza ediniz. Tanrıdan ümit kesilmez.

-Tanrım ne kadar bedbahtım.

-İşte bana yazmış olduğun aşk dolu mektuplar. Meger hepsi yalanmış. Al bunları.

-Hayır Tamer... olaylar sandığın gibi değil.

-Beni paranla satın alabileceğini mi sandın?

-Bu resimdeki amca kim anne

-Hayır.. hayır.. tertemiz hislerimle oynadın benim.

- Biliyordum.. ölmediğini biliyordum rifat.

-Oh ne saadet.

-Ben artık yarım bir insanım.

-Çocuğumun ameliyat parası için yaptım herşeyi.

-Bizim gibi insanlar şerefleri icin yaşarlar, namuslari için ölürler. ama sen bunu anlayamazsın.

-Ben artık yarım bir insanım.

-Ağlamak istiyorum.

-Demek ikimiz de ayni kadını sevdik.

-Saadet dolu yuvamıza kara bir gölge düşürdün.

-Olmadı neriman, yapamadım.. seni unutamadım.

Çocukluğumuzun Ayşecik'li, Sezercik'li , Ömercik'li , Sadri ALIŞIK 'lı Yeşilçam filmleri ne derinden etkiliyordu çocuk kalplerimizi...

Belgin DORUK ,Hülya Koçyiğit , Filiz Akın , Ayhan Işık,Cüneyt Arkın...

Şimdi Nostalji sineması diye seyrettiğimiz o yeşilçam filmleri..

Sonraları bir ara , seks filmleri furyası başladı...

Daha sonraları bütün Yeşilçam filmleri Yerli film diye tu kaka edildi . Bu dönemi, kendini inkar dönemi olarak adlandırıyorum..Yerli film izlemek , türkü dinlemek varoş insanlarına özgü davranış olarak lanse edildi basında ve entellektüel çevrelerde..

Şu sıralarda , eski yeşilçam filmlerine ve türkülerimize iadei itibar edildiğini görüyor ve nostaljik duygulara sürükleyen o nefis filmleri de zevkle izliyoruz.

3 yorum:

hülyakonar dedi ki...

Red Kit in hala elime geçtikçe eski dergileri okurum :)

Nostaljik ve harika bir yazı...

Yeni yıl huzur ve sağlık dolu olsun Burak Bey.

orpen dedi ki...

Hocam Bonanza-Pembe Panter-Küçük ev-Tatlı Sert-Kaynanalar-Güne Bakış(Kele bakış)-Baretta ilk aklıma gelenler.
İşte size nostalji.

muhaber.net: dedi ki...

üstad, insan öğretmen olduğu zaman nostaljiyi her daim yaşıyor... mesela çocuklar nasreddin hoca fıkralarını ilk kez benden duyuyor ve gülüyorlar :)

Web Analytics